Termal turizmi gelişmeye başladı gibi
Öncelikle belirtmek gerekir ki, üzerinde bulunduğu jeolojik oluşum dolayısıyla Türkiye’de çok önemli bir jeotermal su potansiyeli bulunuyor. Üzerinde kaplıca tesisi (işletmeye açık veya kapalı) olan 300’e yakın kaynakla birlikte, bu sayı 700’den fazla kaynak bölgesine ulaşıyor. Bu kaynakların kaç kişiye hizmet sunabileceği üzerine bilimsel geçerliliği olan bir çalışma yapılmamış olsa bile, söz konusu potansiyelin yabana atılmaması gerektiği ortada.
Türkiye Jeotermal Derneği verilerine göre, dünyadaki pek çok ülke termal turizminden ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Örneğin Almanya ve Macaristan’da 10 milyon, Rusya’da 8 Milyon, Fransa’da yaklaşık 700 bin, İsviçre’de 800 bin ve İspanya’da 400 bin kişi termal turizmine yönelik tatil aktivitelerine katılıyor. Japonya’nın sadece Beppu şehrine 12-13 Milyon kişi termalizm amaçlı olarak seyahat ediyor. Japonya’da 1500 adet kaplıcada 100 milyon kişi termal turizm tesislerinden yararlanıyor. Amerika’da 210 adet kaplıcadan yılda 4,5 Milyon kişi yararlanıyor.
Ülkemizdeki jeotermal kaynaklar, vatandaşlarımızın temizlenme, dinlenme ve zindeleşme ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra, önemli bir dış turizm aktivitesi yaratacak kapasiteye de sahip. Ancak, daha önce de vurguladığımız gibi deniz-kum-güneş turizmine önemli yatırımlar yapan, yapmakta olan turizm yatırımcıları termal turizmine aynı ilgiyi yakın zamana kadar hiç göstermediler. Bu konuda kamu yönetimi gerekli adımları atmış, pek çok jeotermal alan “Turizm Merkezi” ilan edilmiş ve gerekli yasal düzenlemeler uygulamaya sokulmuş olsa bile, son 10 yıla kadar hemen hiç ciddi yatırım yapılmadı.
Ancak, özellikle son 10 yıldır Afyon, Pamukkale-Karahayıt, Çeşme, Kızılcahamam ve Bursa’da önemli tesislerin işletmeye açılmaya başlandığı gözleniyor. Diğer bölgelerde de belirgin bir iyileşme söz konusu olsa bile, buralar henüz yatırımcıların dikkatini yeterince çekebilmiş değiller.
Bu bağlamda Çeşme son yıllarda dikkatleri çeken merkezlerin başında yer alıyor. Mevcutlara ek olarak, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 10’dan fazla tesisin termalizm alanında hizmet sunar hale geleceği anlaşılıyor. Yörenin yatırımcılara bu denli cazip hale gelmesinin başlıca nedeni, yörede termalizmin deniz-kum-güneş, kültür ve kent, vb. turizmiyle birlikte sunulabilmesinden kaynaklanıyor. Bu özellik, diğer termal turizmi yörelerinin sahip olmadığı önemli bir avantaj. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Çeşme, önemli bir termal turizm merkezi olarak yerini alacak. Kurulmakta olan merkezi kür merkezi ile dinlenme, zindeleşme, cilt güzelliğinin yanı sıra termal suların sağlık amaçlı kullanımı ile sunulan ürünler daha da genişleyecek. Termalizmin, Çeşme’nin destinasyon olarak pazarlanmasında en önemli bir ürünü olacağı anlaşılıyor.
Benzer bir gelişmenin Pamukkale’de de yaşanmakta olduğu biliniyor. Kültür turizmi odaklı geceleme ve turizm aktivitelerine ek olarak son yıllarda Pamukkale, çağdaş termalizm tesisleri ile dikkatleri çekmeye başladı. Yöre, bu bağlamda önemli talep görüyor. Öte yandan Pamukkale’de çalışmaları devam eden Kür Merkezi Projesi ile yörenin sağlıklı turizmi alanında önemli bir merkez haline geleceği üzerinde duruluyor. Özellikle yurtdışından yöreye yatırım yapmak isteyen önemli yatırımcılar bulunuyor. Yatak sayısının önümüzdeki yıllarda 15 bini aşacağı planlanıyor.
Sahip olduğu önemli jeotermal olanaklara ve bu alandaki ilk ciddi yatırımları gerçekleştirmesine karşılık Afyon’un, termal turizmi yarışında geri kalmaya başladığını söylemek mümkün. Yöreye son yıllarda yatırımda bulunmak isteyen yatırımcıların sayısında gözle görülür artış var. Ancak, Pamukkale ve Çeşme’deki merkezi kür merkezi girişimlerinin söz konusu yöreleri ayrıcalıklı kılacağı açık.
Öte yandan Kızılcahamam’da yoğunlaşan termal turizm tesisleri ile yöre, adından sıkça söz ettirmeye başladı. Ankara’ya yakın olması, pek çok kongre ve siyasal parti toplantısının yörede gerçekleşmesine nerden oluyor. Termal turizmi olanakları da Kızılcahamamı’n tercih edilmesine önemli katkıda bulunuyor.
Bu üç yöreye ek olarak başka yörelerde de birtakım girişimlerin ve yatırımların devam etmekte olduğu anlaşılıyor. Ancak, mevcut yatırımlar ülkemizin sahip olduğu jeotermal kaynakların oldukça küçük bir bölümünü oluşturuyor. Geride değerlendirilmeye bekleyen daha yüzlerce jeotermal alan ve merkezi bulunuyor.
-
Benzer Yazılar !
- Kırkgeçit Kaplıcası





