Kategori : Termal turizim haberleri - Etiketler :jeotermal, kaplıca, termal, turizm - Tarih : 05 Haziran 2011
Öncelikle belirtmek gerekir ki, üzerinde bulunduğu jeolojik oluşum dolayısıyla Türkiye ’de çok önemli bir jeotermal su potansiyeli bulunuyor. Üzerinde kaplıca tesisi (işletmeye açık veya kapalı) olan 300’e yakın kaynakla birlikte, bu sayı 700’den fazla kaynak bölgesine ulaşıyor. Bu kaynakların kaç kişiye hizmet sunabileceği üzerine bilimsel geçerliliği olan bir çalışma yapılmamış olsa bile, söz konusu potansiyelin yabana atılmaması gerektiği ortada.
Türkiye Jeotermal Derneği verilerine göre, dünyadaki pek çok ülke termal turizminden ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Örneğin Almanya ve Macaristan’da 10 milyon, Rusya’da 8 Milyon, Fransa’da yaklaşık 700 bin, İsviçre’de 800 bin ve İspanya’da 400 bin kişi termal turizmine yönelik tatil aktivitelerine katılıyor. Japonya’nın sadece Beppu şehrine 12-13 Milyon kişi termalizm amaçlı olarak seyahat ediyor. Japonya’da 1500 adet kaplıcada 100 milyon kişi termal turizm tesislerinden yararlanıyor. Amerika’da 210 adet kaplıcadan yılda 4,5 Milyon kişi yararlanıyor.
Ülkemizdeki jeotermal kaynaklar, vatandaşlarımızın temizlenme, dinlenme ve zindeleşme ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra, önemli bir dış turizm aktivitesi yaratacak kapasiteye de sahip. Ancak, daha önce de vurguladığımız gibi deniz-kum-güneş turizmine önemli yatırımlar yapan, yapmakta olan turizm yatırımcıları termal turizmine aynı ilgiyi yakın zamana kadar hiç göstermediler. Bu konuda kamu yönetimi gerekli adımları atmış, pek çok jeotermal alan “Turizm Merkezi” ilan edilmiş ve gerekli yasal düzenlemeler uygulamaya sokulmuş olsa bile, son 10 yıla kadar hemen hiç ciddi yatırım yapılmadı.
